Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 28°C
Gök Gürültülü




geyve nöbetçi eczaneler







Geyve’de Bıçakçı Baba

Bıçakçı Baba….

Geyve İlçesinde babadan oğula miras olarak geçen bir çok meslek dalları bulunmaktadır. Bu unutulamaya yüz tutmuş meleklerden bir tanesi de bıçakçılıktır.

Her ne kadar bayram arifelerinde ve pazar yerlerinde bıçak bileyenler veya bıçak satıcıları görülse de bunu meslek olarak yapanları bulmak artık çok zor.

Bu ustalardan biriside; Alifuatpaşa Mahallesinde Kiraz Hali arkasında ki iş yerinde mesleğini sürdüren ” BIÇAKÇI BABA ” Mustafa Arık tır.

Bıçakçı Baba Mustafa Arık, Epçeler Mahallesi doğumlu olup bu sanatını 78 yıldır yapmakta. Babası Epçeler’ li Bıçkıcı Şevki Arık tır. O da bu mesleği babasından öğrenmiştir ve babasını İstiklal Savaşında Antalya Yöresinde Fransızlar ile yapılan mücadelede kaybetmiştir.

Mustafa Arık açıklamasında şu bilgileri verdi, ” Bu bıçakçılık işi babadan oğula geçmektedir. Ben babamdan öğrendim, o da babasından öğrenmiş, büyük babam da babasından öğrenmiştir. Babamlar daha çok yörede de bilinen adıyla BIÇKI üzerinde çalışmışlardır. Bunun nedeni de bölgede o zamanlarda yoğun olarak ipek böcekçiliği yapılması ve sürekli dut yaprağı toplanması idi. Bizler burada kesici aletlerin yenisini de yapıyoruz, tamirlerini de yapıyoruz. İmalatımızda Fransa’dan gelen çelik şeritleri kullanıyoruz. Burada imalatta kullanacağımız çelik parçalarını evde körükte kızdırıyorum ve daha sonra zeytinyağında suluyorum. Bu parçaları daha sonra tekrar buraya getirerek kullanılabilecek hale getiriyoruz. Bıçakların saplarını eskiden şimşir ağacından yapıyorduk. Şimdi Afrika dan getirilen gül ağacından yapıyoruz. Hem suya dayanıklı hem de uzun ömürlü oluyor. Ben bu mesleği oğlum Faruk Arık’a da öğrettim ama ondan sonra ne olur bilmiyorum.”

İş yerinin duvarlarında, yıllardır kullanılan yorgun aletleri ve Bıçakçı Babanın aldığı başarı belgelerini de görmek mümkün.

Cam kenarında babasına ait hatıra olan onun yaptığı bıçkı ve bıçakları onurla konuklarına gösteriyor.

Geçmişimizi geleceğe taşıyan bu nasırlı ellere hak ettikleri onuru vermek ve yeni ustalar yetiştirmek için de yardımcı olmak hepimizin görevi değil mi?
İyi ki varlar.

Namık Cihan/Geyvemedya.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.