Site Rengi

DOLAR 5,9410
EURO 6,5490
ALTIN 300,1
BIST 122.142
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 13°C
Az Bulutlu



geyve nöbetçi eczaneler






Kişi Kendinden Bilir İşi…  

Berzah Güneş
Berzah Güneş Kimdir? Yakın Doğu Üniversitesinde öğretim görevliliği yapmaktayım. Uzman Klinik psikoloğum. Aslen Sakarya'lıyım.
08.02.2019
50
A+
A-

Kişi Kendinden Bilir İşi…  

“Sözü süz de söyle, gönlü bulandırmasın. Sözü diz de söyle, kulağa inci diye takılsın. Sözü yüze söyle, gıybet olup utandırmasın.”  Şems-i Tebrizi… 

Sosyal hayatta farkında olarak ya da olmayarak sıkça yapılan bir iletişim şeklidir dedikodu. ‘İletişim şekli’ diyorum çünkü dedikodu yapmak için en az üç kişiye ihtiyaç vardır. İki özne bir araya gelir, birbirine bağlanır ve üçüncü özneyi konunun nesnesi yapar, bu durumda üçüncü kişi sanal olarak ortama dahil olur ve varlığını sürdürür… 

Konuşulan konunun içeriği, sanal olarak o anda bulunan kişinin aleyhinde doğru veya yanlış konuşmalardır. Esasen dedikodunun ne olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz ancak acaba dedikodunun yan etkilerinin farkında mıyız? Ahlaki ve dini boyuttan baktığımızda ne olursa olsun başkaları hakkında arkadan konuşup çekiştirmek, gıybet yapmak iyi bir davranış değildir. Ama yine de yapılıyor; çünkü öncelikle dedikodu yapan, kendisine de zarar verdiğinin farkında değildir. İkincisi, ahlaki veya dini boyutta kabul görmeyen bu durumu kendisinin yaptığının farkında değildir ya da kendi yaptığının dedikodu olmadığını iddia eder, ‘Gelsin ben onun yüzüne de söylerim’ gibi savunmalar üretebilir… 

Mesela:
– İzinsiz olarak başkasının düşünce boyutunda enerji alanına girmiş olursunuz ve o istemediğiniz ya da sevmediğiniz kişiyle bağlarınızı pekiştirirsiniz.
– Sevmediğiniz kişiye durumları hayatınıza davet edersiniz.
– Dedikodu konusu kuvvetli bir yargıdır, yargıladığınız şeyi deneyimlemek üzere hayatınıza davet edersiniz. 

– Dedikodu yaparken hissettiğiniz tüm olumsuz duyguları bedeninize akıtırsınız.
– Dedikodu yaptıkça bilinçaltında sizin de dedikodunuz yapılacağı inancı yerleşir ve başkalarının da sizin hakkınızda dedikodu yapmasından korkar, sürekli bir endişe duyarsınız.
– Derinlerde bir yerde ahlaki ya da dini olarak yanlış bir davranışı yapmanın içsel çelişkisini yaşar, huzursuz olursunuz… 

Yüzeysel dahi düşündüğümüzde anlaşılıyor ki ne yaparsak yapalım zarar gören yine kendimiz oluyoruz ama kendimize ne yapıyoruz tam olarak farkında değiliz. Sonra “Hayat niye böyle, neden başıma kötü şeyler geliyor” diye hayatı ya da başkalarını suçluyoruz. Tek çözümümüz EMPATİ ve REFLEKSİYON! Yani zihnimizi kendi üzerine döndürüp sahip olduğumuz bilgiler, düşünceler hakkında muhakeme yapmak. Ne düşündüğümüze, ne söylediğimize, ne yaptığımıza dikkat edelim. Ki kendi çözümlerimizi üretebilelim ve bu tip şeylere ayıracağımız vakti kendi gelişimimiz için tüketebilelim…  

 

YORUMLAR

  1. Fatma Dişli dedi ki:

    Tebrik ederim. Ne kadar güzel anlatmışsınız.