Site Rengi

DOLAR 5,9435
EURO 6,5511
ALTIN 301,8
BIST 119.821
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 12°C
Yağışlı



geyve nöbetçi eczaneler






Darbe ve Çocuklar

Fatma DİŞLİ
Fatma Dişli kimdir? 1972 yılında Sakarya ili, Geyve ilçesi, Alifuatpaşa kasabasında doğmuştur. Cumhuriyet ilkokulu ve ardından Alifuatpaşa ortaokuluna gitmiştir. İstanbul’da Çamlıca kız lisesi, sonrasında İstanbul üniversitesi, İngilizce İşletme fakültesini bitirmiştir. 2013 yılında İngilizce işletme yüksek lisansı yapmıştır. Halen İstanbul’da, Hazar Eğitim kültür ve Dayanışma Derneğinde gönüllü olarak,sosyal sorumluluk faaliyetlerinde çalışmaktadır. İki kız çocuğu annesidir. e-mail:fatmadisli45@gmail.com
14.07.2017
21
A+
A-

DARBE VE ÇOCUKLAR                

Darbeler bir ülkenin ekonomisine, siyasal ve sosyal yaşantısına, uluslararası arenadaki konumuna ve daha birçok konuda ne gibi etkiler yapar, neleri yıkar geçer, bu konuların uzmanları zaten kamuoyunu bilgilendiriyorlar. O yüzden ben size, bir çocuğa ne yapar, psikolojisini nasıl etkiler onu anlatacağım.

Alifuatpaşa Ortaokulunda öğrenciydim. 1980 darbesinin üzerinden üç dört sene geçmiş, geçmemiş. Ama izler çok taze… Hele ki bizim ev gibi siyasetin, darbelerin her gün konuşulduğu bir evde… Bir gün okulda, fazla eşyalarının konulduğu bir odada, cam bir eşyayı yanlışlıkla kırdım. O kadar korktum, o kadar korktum ki, sanırsınız askeriyenin camlarını kırdım.

O zamanki düşüncem, eşya okulun, okul devletin, devlette askerindi. Askerler darbe yapmış, idamlar olmuş, insanlar hapse atılmış ve daha bir sürü beni korkutan şey… Yanımdaki arkadaşlarımın da ah vah ettiklerini görünce korkum katmerlendi. Hz. İbrahim’in bıçağının gölgesindeki İsmail benim kadar korkmamıştır herhalde.

Ne yapacağımı bilemeden ders zili çaldı. Dersimiz, Sosyal Bilgilerdi. Öğretmenimiz de Geyve’mizin değerli, Görgülü bir avukatı. Biraz sert bakışlı ama çok babacan, çok sevdiğim, beni de seven, çok iyi bir öğretmen. Diyeceksiniz ki neden dersinize avukat giriyor? 30-35 sene önceden bahsediyorum. Yanımızdaki sınıfın İngilizce dersine de Fen Bilgisi öğretmenimiz giriyordu. O dalların öğretmenleri yoktu ki! Bekle, bekle, öğretmen gelmiyordu. Kolay zamanlar değil… Oysa şimdi öyle mi! Çok şükür…

Bir an önce ders bitse de gidip müdür yardımcımıza anlatsam diye içim içimi yiyordu. Derste anlatılan hiçbir şeyi kafam almıyordu. Aksi gibi, o gün öğretmenimiz, o güne kadar hiç yapmadığı bir şey yaptı. Sınıfın kapısını germager açtı ve ders boyunca açık tuttu. Arada bir de dersi aksatmadan, canı da sıkkın, kapıdan bakıyordu. Bir şey bekliyor gibiydi. Sonradan öğrendim, meğerse duruşmalarından biriyle ilgili önemli bir haber gelecekmiş, bir taraftan da onu kolluyormuş.

Fakat bu bilgiden haberim olmadığı için, öğretmenimin tek bir nedenle böyle bir şey yapabileceğine inandı korku dolu yüreğim. Kesin, jandarmalar beni almaya gelecekler, öğretmenim de avukat olduğu için bu konuyla ilgileniyor diye inanılmaz, akıl almaz bir algıya kapıldım. Darbeden sonra kasabımızda, omuzunda tüfeğiyle jandarmaları sık sık görürdüm. Hepsi de gencecik vatan evlatları. Ürkerdim onları görünce. Onlarda ana kuzusu hâlbuki ama korku çöreklenmiş bir kere çocuk yüreğime.

Siz de söyleyin Allah aşkına! Neden durduk yere sınıfın kapısını açıp, ikide bir baksın ama değil mi? Haksız mıyım? Ne olur, gülmeyin! Ya da isterseniz gülün. Trajikomik çünkü. Şimdi ben de gülüyorum halime. Biliyorum, şimdiki çocuklar zehir gibi, üç yaşında bilgisayar kullanıyorlar, 12 yaşında da büyümüş küçülmüş gibiler… Hiçbir şeyden de korktukları yok. Ego tavanda… Ama ya bizim nesil!

O derste kalpten gitmedim ya… Daha ne diyeyim! Tüm ders kalp atışlarım kulağımdaydı. Teneffüs zilinin çalmasıyla yerimden fırlayıp, Fransızca öğretmenim olan müdür yardımcısının odasına girmem, hıçkırarak ağlamaya başlamam bir oldu. Öyle daralmışım ki beni susturabilene aşk olsun! Öğretmenim beni zor sakinleştirdi.

Ağlama nedenimi öğrendiğinde o kadar şaşırdı ki inanamadı. “Bunun için bu kadar ağlanır mı?” dedi. Nereden bilsin benim asker korkumu! Darbe görmüş çocukların ruhlarının bu kadar hırpalanacağını! Bu kadarla ben böyle ağladım da… Ya darbelerde babalarını, annelerini kaybeden çocukların psikolojileri! O travma, ruha kazınan izler… Bir ömür boyu taşınacak, unutulması mümkün değil!

Ne diyelim? Allah yardımcıları olsun. Allah ülkemize bir daha darbe yaşatmasın. Şehit çocuklarına esenlik versin, yolları açık olsun. Çocukların yüzü hep gülsün inşallah. Varsın çocuklar kırsın, döksün yeter ki onlar kırılıp dökülmeden, selametle büyüsünler. Devletin, millet için var olduğunu bilerek, “Devlet milletindir” diyerek… Bu güzel vatan için Allah’a şükürlerini unutmayarak…

 FATMA DİŞLİ BAL

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.