DOLAR 7,4166
EURO 9,0543
ALTIN 442,25
BIST 1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 18°C
Sağanak Yağışlı
Sakarya
18°C
Sağanak Yağışlı
Sal 20°C
Çar 16°C
Per 6°C
Cum 10°C














geyve nöbetçi eczaneler


















Sandalye’de Namaz Kılmanın Hükmü..

Fahrettin KESKİN
Fahrettin Keskin Kimdir ? 1 Şubat 1970 Alıplar Köyü doğumlu olan Keskin, ilkokulu Alıplar köyünde,Ortaokul ve Liseyi Geyve İmam Hatip Lisesinde okudu. 2 Çoçuk babası olan Keskin; İlahiyat önlisans bölümünden mezun olup, 1989 yılında vekaleten 1992 yılından beri kadrolu imam olup halen Düzakçaşehir Köyünde görev yapmaktadır.
14.02.2013
174
A+
A-

Sandalye’de Namaz Kılmanın Hükmü..
Fahrettin-Keskin2Fahrettin KESKİN | 17 Şubat 2013 | YAZARLAR Düzenle

SANDALYEDE NAMAZ KILMANIN HÜKMÜ NEDİR??

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 1 Aralık Çarşamba günü yaptığı toplantıda “sandalyede namaz” konusu gündeme alındı.

Toplantı sonunda alınan kurul kararında, namazın kulun Allah`a en çok yakınlık kazandığı bir ibadet olduğu, Hz. Muhammed`in bu ibadeti “en hayırlı amel” olarak tanımlayarak, kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını bildirdiği belirtildi.

Bu sebeple namazın terk edilmesine izin verilmediği, imayla da olsa mutlaka kılınması istendiği vurgulanan kararda, Hz. Peygamber`in “Kim namazı kasten terk ederse Allah`ın himayesi ondan uzak olur” hadisine yer verildi.

Namazın rükünlerinin neler olduğunun Kur`an ve sünnette belirtildiği ve nasıl uygulanacağının da bizzat Hz. Peygamber tarafından sözlü ve pratik olarak ortaya konulduğuna değinilen kararda, rükünlerden herhangi birinin mazeretsiz terk edilmesi halinde namazın sahih olmayacağına işaret edildi.

Ancak dinde sorumlulukların kulun gücüne göre belirlendiği, gücü aşan durumlar için kolaylaştırma ilkesi getirildiğine dikkati çekilen kararda, namazın rükünlerinden herhangi birini yerine getirmeye engel olan rahatsızlıkların kolaylaştırma sebebi sayıldığı vurgulandı.

Kararda şu ifadelere yer verildi.
“Buna göre, namazı normal şekliyle ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan namazını oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar. Nitekim Hz. Peygamber nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabeye `Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere kıl` buyurmuştur. Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlar, rükudan sonra yere oturarak secdeleri imayla yapar. Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan kişi namaza ayakta başlar, secdeden sonra namazını oturarak tamamlar. Ayakta durmaya ve rüku yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kimse namaza ayakta başlar rükudan sonra secdeyi tabure ve benzeri bir şey üzerine oturarak imayla eda eder. Ayakta durmaya gücü yetmeyen, yere de oturamayan kimse namazı tabure, sandalye ve benzeri bir şey üzerine oturarak rüku ve secdeleri imayla yerine getirir.

Kul, Rabb`ine ibadet ederken hem özde samimi olmalı hem de dinin belirlediği şekil şartlarını tam olarak yerine getirmeye özen göstermelidir. Özen ve hassasiyet eksikliğinden dolayı Rabb`ine karşı sorumlu olacağı bilincinde olmalıdır. Bu sebeple namazını tabure, sandalye ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretleri kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olmalıdır. Namazı asli şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedeni rahatsızlıklar bu konuda meşru mazeret olarak görülmemelidir. Öte yandan dini açıdan zorunlu ve meşru bir sebep bulunmadıkça camilerde sandalyede namaz kılmak, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkarmakta ve cemaat arasında tartışmalara sebep olmaktadır. Özellikle üzerinde namaz kılmak amacıyla camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılması, cami doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır. Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur.”

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU FETVASIDIR.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.