Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sakarya 30°C
Parçalı Bulutlu




geyve nöbetçi eczaneler







Ey Cemaat! Sigara’yı Nasıl Bilirdiniz ?

Fatma DİŞLİ
Fatma Dişli kimdir? 1972 yılında Sakarya ili, Geyve ilçesi, Alifuatpaşa kasabasında doğmuştur. Cumhuriyet ilkokulu ve ardından Alifuatpaşa ortaokuluna gitmiştir. İstanbul’da Çamlıca kız lisesi, sonrasında İstanbul üniversitesi, İngilizce İşletme fakültesini bitirmiştir. 2013 yılında İngilizce işletme yüksek lisansı yapmıştır. Halen İstanbul’da, Hazar Eğitim kültür ve Dayanışma Derneğinde gönüllü olarak,sosyal sorumluluk faaliyetlerinde çalışmaktadır. İki kız çocuğu annesidir. e-mail:fatmadisli45@gmail.com
07.03.2017
317
A+
A-

EY CEMAAT! SİGARAYI NASIL BİLİRDİNİZ?

Bu soruyu okuyunca şaşırdığınızı tahmin edebiliyorum. Öyle ya, bu sorunun aslı “Mevtayı nasıl bilirdiniz?” olacaktı. Haklısınız da birçok insanı mevta yapan sebeplerden biri de sigaraysa eğer, bu soruyu sormam çok da abes olmamalı. “Mevtayı iyi bilirdik.” dersiniz değil mi, peki ya sigarayı?  Benim cevabımı merak ediyorsanız; iyi bilmem, hiç de iyi bilmem!

Nedenini anlatmadan önce sigarayla, daha doğrusu sigara paketiyle nasıl tanıştığımı sizlere anlatmak isterim. Hatta bir öncesini, sigaranın öncesini… Dört yaşlarındayken, Geyve’de Taraklı yolu üzerinde, ayva ağaçları içerisinde bir evde oturmuştuk. Bazen annem elimden tutar, yürüyerek çarşıya inerdik. Yol boyunca komşuların bahçesinde gördüğüm bir şey dikkatimi çekerdi ve beni meraklandırırdı.

Muntazam bir şekilde, sıra sıra ipe dizilmiş, güneşin altında kurutulmaya bırakılmış yapraklardı merakımı uyandıran. Bizim bahçede olmayıp, komşuların çoğunun bahçesinde olan bu yaprakların adını, ne işe yaradığını çok merak ederdim. Anneme sorup da “tütün” cevabını alınca hiçbir şey anlamamıştım. İlk kez duymuştum bu kelimeyi. “O yapraklardan sigara yapılıyor” dediğinde ise inanmadığımı hatırlıyorum. Nasıl olur? Muhteşem güzellikte yapraklar ve sigara… O yaşta, aklım almamıştı bir türlü.

Alifuatpaşa’ya taşındığımızda, hiçbir komşunun bahçesinde görmedim bu yaprakları. Orada, komşuların imece usulü, muntazam bir şekilde dizdiği asma yapraklarını gördüm. Evin taşlığında komşular bir araya gelir, bir taraftan sohbet eder, bir taraftan mükemmel bir el becerisiyle yaprakları dizerlerdi. Büyük yapraklar bir arada, küçükler bir arada… Nasıl bir el becerisi ve göz koordinasyonuydu ki asla küçük yaprak büyüklerin arasına karışmıyordu. Onları seyretmek, yardım etmeye çalışmak bir zevkti benim için de… Asıl zevk ise komşudan gelen mis gibi yaprak sarması…

Yeni mahallemizde tütün yapraklarını görmedim ama sigara paketini her gün gördüm neredeyse. İlkokula giderken, mahallemizdeki yaşlı bir teyze beni sık sık sigara almaya gönderirdi. Sanırım reklama girmez, “Birinci” sigarası içerdi. Çocuk aklımla isminden dolayı onun en iyi sigara olduğunu zannederdim. Hayret ederdim teyzeye. Nasıl oluyor da bu kadar çok sigara içiyor diye. Öyle zayıftı ki, hasta gibiydi… Kendi kendime suçluyu bulmuştum. Teyzenin bu halinin sebebi sigara olmalıydı.

Bu düşüncemi pekiştiren asıl olay çok geçmeden okulda karşıma çıktı. Bir gün hepimizi topladılar. Bir masanın üzerine, ömrümde gördüğüm en zayıf insan olan bir amcayı çıkardılar. Amcanın üzerinde hacıların giydiği bir omzu açıkta bırakan beyaz elbiseden vardı. Bize sigaranın zararlarını, hastalığını anlattı. Amcanın halinden o kadar korktuk ki… Sanki ihram değil de kefen giymiş gibi geldi bize. Okul idaresi amacına fazlasıyla ulaşmıştı bence. Sigara mı Allah korusun! Kemikleri sayılan amca bugün bile gözümün önünde… Hala da merak ederim, nerden buldular o amcayı acaba!

Sigarayla ilgili son kararımı ise bol dönemeçli, eski Karasu yolunda verdim. Ağustos ayları eziyet haline gelirdi benim için. Eski yolu bilenler bilir, buna bir de otobüste içilen sigarayı eklerseniz, halimi anlarsınız. O zamanlar yasak yoktu, yol boyunca isteyen istediği kadar sigara içerdi. Olan da bana olurdu. Bir keresinde, annemle fındığa giderken, şoföre beni yolun ortasında indirmesi için yalvardığımı hatırlıyorum.

Gördüğünüz gibi, ben başından beri iyi bilmemişim sigarayı. İyi ki de bilmemişim. Sigarasız bir hayatın, dünyada cennet misali bir hayat olduğuna inanıyorum. İstiyorum ki çocuklar, gençler de bu zararlı alışkanlıktan beri dursun. Anne babalar çocuklarının karnını doyurmaya verdikleri önem kadar bu konuya da önem versin. Bunu başaran, güzel örnek olan ebeveynler kendileriyle gurur duysunlar.

Diğer kötü alışkanlıklara da giden yolun sigaradan geçtiği gerçeğini göz önüne alırsak, seferberlik başlatsak yeridir bence. Her yetişkin bir gençten sorumlu saysa kendini, güzel örnek olmaya çalışsa, çok güzel olmaz mıydı? Arkamızdan “Nasıl bilirdiniz mevtayı?” diye sorulunca “İyi bilirdik” diye cevap veren gençler olsa fena mı olurdu!

FATMA DİŞLİ BAL

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.