Hoşgeldiniz  

İrfan Özdilek Nişancık | 05 Ekim 2013 | YAZARLAR

NASIL BİR SEÇİM, NASIL BİR ADAY

irfan nişancık yazıyor2014 yerel seçimlere yaklaşık altı ay var.
2013 yılının sonunda ya da 2014 yılının hemen başında partilerin adayları belli olacak ve yerel anlamda yarış başlayacak. Partilerin adaylarını açıklama noktasında neden son dakikaya bıraktıklarını biliriz. Öyle ilginç olaylar yaşandı ki bu ülkede saat 17.00’de Yüksek Seçim Kurulu’na adayların isimlerini yetiştiremedikleri için seçime giremeyenler oldu. Partiler, aday adayları ve adaylar 2-3 aylık siyasi propaganda ile seçmeni ne derece etkilemeyi düşünürler ki? Aday veya aday adayları kendini seçimlere tam bir yıl kala açıklamalı. Bilinmeyen bir gerçektir ki; bu durum pek ortaya çıkmaz, sadece “sessiz düşünülür”. Nedir bu gerçek. Açıklamak gerekirse. Seçmenler seçime kalınan bir yıllık dönemde halen görev yapılan belediye ya da aday olunan belediye ile ilgili bütün açıklamaları sadece adayın ya da aday adayının yapmasını tercih eder. Partilerin ilçe başkanlarının ya da diğer partililerin sadece genel siyasete ilişkin değerlendirme yapmasını görmek isterler. Bu ne demektir, seçmen genel siyasetten çok beldesinde, ilçesinde ve ilinde adayın ya da aday adaylarının kendilerine kazandıracaklarının projelerini bekler. Ona göre genel siyaset zaten o istese de istemese de zaten yapılmaktadır. Bu noktada “onun buna yani genel siyasete yol verme-yön verme gibi bir elinde kazanmışlığı” yoktur.

Öyle ya; seçmen yeni bir dönemin içine giriyor. Yen adaylar, yeni aday adayları ve yeni yüzler. Belki tanıdığı, yakından bildiği hemen her şeyine kefil olabileceği biri aday olacak. Belki daha yakını, kim bilir belki de kendisi. Ya da halen görevde olan “siz” aday çıkacaksınız. Hemen hepsi ve “siz” ne kadar hazırsınız onun beklediği bu sürece. Halen oturtulmuş dolgu malzemeler ile yapamadığınız yol var mı, ya da asfalta mı bel bağlıyorsunuz. Belki de kendinize göre belirlediğiniz kanalizasyon, beton parke ve tretuvar yapılacak cadde ve sokaklarınız ve hatta yeni açacağınız yollar var… Vardır, inanırım. Amma “seçmen artık bunu istemiyor”. Buna inanın “Türkiye, eski Türkiye değil”. “Sosyal medya” ile tanışmış, düşüncelerini ve fikirlerini, isteklerini dünyanın öbür ucuna kadar anında iletebilen bir nesil ve onu tanımış ve kullanımına almış yepyeni bir gelecek var, bağrında. Sosyal medyanın yapamadığı yok artık. Buna hazır olmalısın. Seçmen vereceği bir oyun karşılığında neler istemiyor ki? Sizin yeni dönem programınız buna hazır mı? Seçimi kazandıracak yeni projeleriniz var mı? Beldenizde, ilçenizde ya da ilinizde ne yapılması size seçim kazandırır, bunun analizini yaptınız mı hiç. Seçmen, senin önünde kalan bir yıllık süre zarfında kendini daha iyi anlatabilecek ve halkın seni daha iyi tanıyabileceği yeni ve düşünülmez projeleri görevde olduğun ya da görevine tekrar talip olduğun belediyenin bütün programlarında yer almasını istemektedir. Belediye Başkanının olumlu çalışmalarında yanına kadar gidip tebrik etmek, ona bu konuda varsa düşüncesini sözlü ya da yazılı olarak bildirmek ve en önemlisi elinde bir proje varsa bunu size iletmek ister. Yani seçilmiş ya da seçimine aracı-vesile olduğu karşısındakinin kendisinin “Kendisi olanı ister”. Bu onun için önemli bir empati yani karşılıklı duygu kardeşliğidir. Buna inanmanız gerekmekte. Seçmen seçilmiş ya da seçimine aracı-vesile olduğu karşısındakinin koruma ordusu, etrafta kendisine ulaşılmasını isteyeni uzaklaştıran ve engel olanı değil. Artık karşısında kendisi gibi olanı istiyor. Yani uzun lafın kısası “Seçmen sen, sende seçmensin” bunu unutma. Her ne kadar sen kendine oy veriyorsan ver bu senin kendine olan “iç destektendir”. Bu oy senin bunu başaracağının işareti değildir, sadece bir oy fazla olma mücadelesidir. Sen dahi yansıttığın projelerine inanmak zorundasın… Çünkü sen de seçmensin. Bir detayı daha burada belirtmek gerek. Seçmenler, aday olan senden ve diğerlerinden ”Ben seçilirsem sunduğum çalışmaları aynen devam ettireceğim” ifadelerini kullanmayı; yanlışlarında da hiç acımadan eleştirip yanında doğru kısmını başta seni seçen halkı ve sonra kendisini ikna edecek şekliyle açıklamasını arzu eder. Evet; lafı uzatmaya gerek yok… Anlatılmak istenileni anladınız sanırım. İşte bu mesaj size Halkın ve seçmenin “Kendisi olanı ister” .

Gündem malum. İnanın sizin seçmeniniz bu gündemin içinde bile değil. Suni bir gündemin içine girmek onun gönlünü, gözünü ve estetiğini doyurmuyor… Onu doyuracak gündemi projelerinizle siz yaratın… Karar sizin!

irfan nişancık yazıyor -geyvemedya

3450 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Kişilere ve Kurumlara karşı saygı kurallarına uymayan yorumlar yayınlamayacaktır.

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

EN SON HABERLER

© Geyvemedya.com 2011 - 2015 . Tüm Hakları Saklıdır. Site içeriğinin kaynak ve link belirtilmeden yayınlanması yasaktır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle